TARİHÇE

Tarihçe / Dün ve bugün

Burada değişik uzmanlarla birlikte farklı bir tablo çizmeye çalışacağız.
Elmar Samsinger’in ‘Österreich in Istanbul II (Avusturya İstanbul’da)‘ – adlı eserine ait diğer bilgiler.

Avusturya ve Türkiye’nin ortak tarihi (Habsburg monarşisi ve Osmanlı İmparatorluğu) Avusturya’da bugüne kadar neredeyse sadece 1683 efsanesine (Batının zaferi) odaklanmaktadır.

Metternich’in Osmanlı politikası Viyana’da başlamıştır!

 

YÜZYILLARCA SÜREN AVUSTURYA-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDEN BİR KESİT

Avusturya’nın doğu ile ilişkileri eskiden çatışma ve değişim ile karakterize edilirdi. Ayrıca Viyana her zaman doğunun kapısı olarak görülürdü, Metternich buna benzer sözlerle çok belirgin bir noktaya değinerek doğunun hemen Rennweg’in arkasında başladığını ifade etmiştir. Avusturya’nın Pers İmparatorluğu ile ilişkileri, Hindistan, Çin ve Japonya’dan sonra 19. yüzyıla kadar elçilerin, misyonerlerin, hacıların, tüccarların veya maceracıların tek tük seyahatleriyle sınırlıydı, Osmanlı İmparatorluğu ile ilişkiler de daima esaslı birer meydan okuma ve aynı zamanda bir esin kaynağı olmuştur. Türk savaşları, Osmanlıların Viyana’yı 1529 ve 1683 tarihlerinde kuşatması, Kara Mustafa ve şehri ve Belgrad Kalesini geri kazanmak için krala yardım eden asil şövalye  Prens Eugen Avusturya’nın ulusal belleğine kazılmıştır. Aynı şekilde Mozart’ın Türk Marşı da. Kolschitzky efsaneleri de Viyana’daki ilk kahve evi veya Türk hilalinden esinlenilerek geliştirilen Kipferl keki de öyle. Buna karşılık Avusturya’nın Osmanlı İmparatorluğu ile dostane karşılaşmaları ve birleşme noktaları pek bilinmemektedir.

Türk kahvesi. (SE)

DİPLOMATLARDAN, BİLİM İNSANLARINDAN VE ARAŞTIRMA GEZİSİ YAPANLARDAN

Bu şekilde Habsburg İmparatorluğu’nun en eski diplomatik misyonu 1574’te İstanbul’da başlamıştır. Bir Avrupa ülkesinde ilk Osmanlı elçiliği 1791 yılında Viyana’da kurulmuştur. Doğu ile yürütülen bilimsel çalışmaların başlangıcında karşılıklı anlayışın sembolü olarak 1680 yılında ilk kez yayınlanan çevirmen Franz von Mesgnien Meninski’nin (1623-1698) Türkçe-Arapça-Farsça Sözlüğüolmuştur. Viyana Hanedanlığı ile Bâb-ı Âli arasındaki diplomatik ilişkilerin hızlı gelişmesinden dolayı da deneyimli tercümanlara duyulan ihtiyaç da artmıştır. Bu sebeple İstanbul’a dil öğrenmesi için erkek öğrenciler gönderilmiştir. Ancak genç delikanlılar dil eğitiminden çok doğunun büyüsüne kapıldıkları için de Maria Theresia 1754 yılında Viyana’da Orientalische Akademie’yi (Şark Akademisi) kurmuştur. Daha sonra bu kurum k.u.k. Konsularakademie (İmparatorluk ve Kraliyet Konsüler Akademisi) olarak değiştirilmiş olup, bugün  Diplomatische Akademie olarak geleneği sürdürmektedir. Birçok önemli Avusturyalı diplomat, siyasetçi ve doğu bilimcisi burada eğitim görmüş ve bu kişiler Avusturya-Macaristan ile Yakındoğu ve Uzakdoğu ilişkilerinde önemli katkılarda bulunmuşlardır. Çok yönlü şark araştırmalarının sonucu olarak Mekhitaristler Matbaası ve daha sonra  doğu tipi dizgi ve baskı ağırlıklı k.k. Saray ve Devlet Matbaası kurulmuştur.

Avusturya üniversitelerinin oryantalistlik dalında bugüne kadar uluslararası düzeyde iyi bir üne sahiptir, bilhassa 1887 yılından bu yana Doğu Bilimlerine yönelik Wiener Zeitschrift (Viyana Dergisi) çıkarılmaktadır. Oryantalistlik alanında 1847’de Viyana’da kurulmuş olan  Kaiserliche (imparatorluk), bugün Österreichische Akademie der Wissenschaften (Avusturya Bilimler Akademisi) önemli bir yere sahipti ve halen de önemli bir rol oynamaktadır, ilk başkanı Hammer-Purgstall olmuştur. Akademinin kuruluşuyla birlikte Doğu-İslam bölümü oluşturulmuş ve bu bölümde sanat ve kültür tarihi ile diller konusunda eğitimler verilmiştir. Akademinin başlattığı araştırma gezileri ve yayınları Balkanlardan Osmanlı İmparatorluğu üzerinden Japonya’ya, Mısır’dan Yemen’e kadar uzanmaktadır. 1893 yılından bu yana Avusturya Arkeologlar Enstitüsü yönetiminde Efes’te kazı çalışmaları yürütülmektedir.

Joseph von Hammer-Purgstall (posta pulu) – Sheikh Alois Musil. (wikipedia)

Grazlı Joseph Freiherr von Hammer-Purgstall (1788-1856) sadece maceraya düşkün bir gezgin değil, aynı zamanda önemli bir araştırmacıydı. Kendisi 1001 Gece Masallarını çevirmiş olup, Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk kapsamlı tarihini kaleme almıştır. İranlı şair Hafız’ın şiirleri ayrıca Goethe’nin Doğu-Batı Divanını da önemli derecede etkilemiştir. Doğuda aktif bir diğer deneyimli bilimci, Habsburg hanedanı için Osmanlı İmparatorluğu’nda siyasi alanda hizmet verenMoravia’lı rahip ve oryantalist Alois Musil (1868-1944), diğer adıyla Şeyh Musa elRveuli olmuştur. Kendisi birinci dünya savaşında meşhur rakibi Arabistanlı Lawrence  ile bedevi kabilelerinin yanında savaşmıştır. O dönemde her ikisinin de çöl savaşçıları üzerine yürüttükleri argümanlar sayesinde şıkır şıkır Maria Theresa gümüş sikkeleri elde etmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu 1914’te Avusturya-Macaristan ve Alman İmparatorluğu’nun yanında birinci dünya savaşına girmiştir.

 

AVUSTURYALI LOYD, LEVANT POSTANELER, FIÇI BİRASI VE EĞLENCELER

Avusturya – Osmanlı ilişkilerinin renkli kaleydoskopunda sayısız dikkat çekici yön vardır. İstanbul’da, kutsal ülkede ve Kahire’de Avusturya-Macaristan hastaneleri ve okulları, doğu ülkelerinde 1914’e kadar sayısız Avusturya postanesi bulunmaktaydı, 1888’den itibaren Piaster ve Para adına posta pulları basılmıştı. İstanbul’a bulunan St. Georg Lisesi Avusturya’nın doğudaki bir diğer destek üssü olmuştur ve halen de öyledir. 2012 yılında 140. yaşını kutlamış olan Barmherzige Schwestern (merhametli rahibelerin) St. Georg Hastanesi  her yıl her din ve mezhepten 30.000 üzerinde hastaya profesyonel tıbbi tedavi hizmeti sunmaktadır.

Viyana Dünya Fuarı 1873, aynı zamanda doğuya açılan pencere olarak tasarlanmış olup, geniş kitlelere Osmanlı İmparatorluğu’nun kültür ve ekonomisine bakış imkânı sağlamaktadır.   Doğu ve Uzak Asya Komitesi, ünlü bilim insanlarından, işletmecilerden ve diplomatlardan oluşturulmuştur, fuar alanında İran-Arap-Çin karma stilinde  Cercle Oriental (Şark Cemiyeti) adıyla bir stant hazırlamıştır. Bundan iki yıl sonra Doğu Müzesi Topluluğu meydana gelmiştir, bu kurum doğu ile ticarete teşvik etmekte ve ekonomiye Osmanlı İmparatorluğu’nda dahi yeni gelir kapıları açmaya çalışmaktaydı.  Bilgi seviyesini artırmak için 1875 yılından bu yana ünlü aylık Österreichische Monatsschrift für den Orient (Şark İçin Aylık Avusturya Dergisi)  çıkarılmış olup, Eylül 1918 yılına kadar 44 yıl boyunca basımı devam etmiştir. Viyana Dünya Fuarında elde edilen doğuya ait sanat eserleri ve eşyalar eski adı Şark Müzesi olan k.k. Avusturya Ticaret Müzesi’nde sergilenmiştir. Günümüzde bu eserler Viyana Güzel Sanatlar Müzesi’nde (MAK) bulunmaktadır.

k.k. Levanten postanelerinin damgaları. (SE)

1833 yılında kurulan  Österreichische Lloyd 80 yıldır koruduğu varlığı süresince Doğu Akdeniz’de en önemli gemi seferi işletmesi haline gelmiş, Doğu Akdeniz ülkelerine ve Karadeniz’e yaptığı seferlerinin yanında Hindiçin seferleri de düzenlemiştir. Avusturya tersanesinin buharlı gemileri Trieste’den sayısız Osmanlı limanına gönderilmiş olup, bu sayede iki taraflı ticaretin de omurgasını oluşturmuştur. İki çok uluslu imparatorluğun ekonomik ilişkileri her zaman önemli olmuştur. Sayısız Avusturya şirketi fıçı bira, tekstil ticareti ve fes üretimi konularında pazara hâkim olacak kadar başarılı olmuştur.  Viyana Bankalar Birliği Osmanlı İmparatorluğu ile birlikte tren inşaatına katılmıştır, Betriebs-Gesellschaft der Orientalischen Eisenbahnen (Şark Demiryolları Şirketi) kurumunun merkezi Viyana’daydı. İstanbul ve İskenderiye’deki ekonomik faaliyetler Avusturya-Macaristan Sanayi ve Ticaret Odaları tarafından desteklenmiştir. Önemli fabrika sahipleri ve monarşinin bankacılık hanedanları, örneğin BaltazziDumbaEphrussiIsbary veya Sina aileleriydi, sonuncusu ise Osmanlı İmparatorluğu’ndan tütün ithalatı ile zengin olmuştu, Doğu Akdeniz kökenleri sebebiyle doğu ile sıkı ekonomik ilişkiler içerisindeydiler. Bunun dışında Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nun yoksul kesimlerinden ekonomik göçler başlamıştır, önemli bir topluluk iş ve daha iyi yaşam koşulları ile vatan bulma umuduyla Osmanlı İmparatorluğu’na kadar göç etmiştir. Aralarında iş dünyasının önde gelenleri ile birlikte demiryolu mühendisleri, doktorlar, avukatlar, zanaatkârlar, denizciler, çiftçiler, öğretmenler veya din adamları ile oradan oraya koşuşturan bohem hanımlar bandosu bile vardı. Slovenyalı hizmetliler Avusturya-Macaristan birliği bozulduktan sonra da levantenlerin evlerinde popülerliğini korumuşlardır.

Bazı eski Avusturyalıların Osmanlı hizmetinde kariyer yapmış olduklarını da hatırlatmak gerekmektedir. Viyanalı Dr. Carl Eduard Hammerschmidt (1801-1874), sonradan Abdullah Bey, 1848 devriminden sonra Avusturya’dan Osmanlı İmparatorluğu’na kaçmış olup, burada Kızılhaç’ın kardeş kuruluşu olan Kızılay’ın kurucu üyelerindendir. Sırp asıllı Mihajlo Latas (1806-1871) Ömer Paşa  olarak Osmanlı Ordusu’nda başkomutanlığa kadar yükselmiştir, hatta Graz kökenli bir sadrazam olduğu da söylenmektedir. Macar Kont Edmund Széchenyi (1839-1922) İstanbul’da batı örneğine göre bir kadrolu itfaiye takımı kurmuştur. Aşağı Avusturyalı dünya markası lideri söndürme araçları konusunda Rosenbauer firması 2016 yılında İstanbul ve İzmir itfaiyeleri için büyük siparişler alarak geleneğe dâhil olmuştur.

BOSNA-HERSEK

“Doğunun kapıları majestelerinize açılmıştır”. Kont Andrássy kral Franz Joseph’i Temmuz 1878’de Berlin kongresinin sonuçları hakkında bu kelimelerle bilgilendirmiştir.  Kendisine Habsburg Hanedanı tarafından Osmanlı vilayeti olan Bosna-Hersek’i işgal ve idare yetkisi verilmiştir. Çağdaşlarının birçoğu gittikçe daha yorgun hareket eden monarşi için yeni güçleri harekete geçirmek ve Rusların ihtiraslarına karşı savunma geliştirmek için Balkanlarda ve doğuda yoğunlaşmayı büyük bir fırsat olarak görmüştür. Avusturya-Macaristan işgal ordusu 1878 yılında halkın tüm beklentilerinin aksine Türk boyunduruğundan kurtarıcı olarak görülememiştir. Ülke ancak kayıplarla dolu savaşlardan sonra işgal edilebilmiştir. Avusturya-Macaristan Dışişleri Bakanı Andrássy’nin başlangıçta düşündüğünden daha güçlü bir ordu gerekmiştir.  Kırk yıllık çabanın sonunda idare Müslüman düşmanları kralın sadık görevlileri haline getirmiştir. Buna ülkedeki ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmeler, fabrika, hastane ve okul, müze inşaatları, tiyatro kuruluşları ve Saraybosna’daki bira fabrikası ile yol, köprü ve demiryolu inşaatları önemli katkı sağlamıştır.

Avusturya-Macaristan tarafından Saraybosna’da Şeriat Hâkimleri Okulu kurulmuştur. (SE)

Ayrıca Müslüman kültür organizasyonunda ve dini vakıf ve eğitim alanında da reformlar gerçekleştirilmiş olup, bu reformlar daha sonra Mısır ve Kıbrıs’ta İngilizlere örnek oluşturmuştur. Müslüman göçmenlerin uyumu için Avusturya’daki eğitim kurumlarında imam yetiştirilmesi bugün dahi önemli bir girişim olarak kabul edilmektedir. Bu sayede Avusturya halkının İslam’a karşı korkularının ortadan kaldırılacağı düşünülmüştür.

1908 yılındaki Bosna-Hersek ilhakı Habsburg ile Osmanlı İmparatorlukları arasında sadece ağır bir krize yol açmakla kalmamış, aynı zamanda 1912’de Avusturya-Macaristan’da İslam Halifeliğinin yasal olarak tanınmasına da yol açmıştır.  K.u.k. ordusunda görev yapan, Viyana, Bruck an der Leitha ya da Graz’da konuşlandırılmış 14.000’den fazla Müslüman asker için (1913), özel dini talimatlar yayınlanmıştır, kırmızı renkli siyah püsküllü feslerinden tanınan dört Bosna-Hersekli seçkin alay birinci dünya savaşının sonuna kadar monarşileri için cesurca savaşmaya devam etmiştir.

1918 – SON VE YENİ BAŞLANGIÇ

Enteresan şekilde hem Habsburg hem de Osmanlı İmparatorluğu’nun doğuşu 13. yüzyıla dayanmaktadır. Rakip imparatorluklar ve 20. yüzyıl başında aşırı güçlenen nasyonalizm her iki çok uluslu imparatorluğun belki de hak etmedikleri sonu hazırlamaya başlamıştı. On binlerden oluşan Avusturyalılar kolonisi İstanbul’da 1918 yılında galip güçler tarafından büyük çoğunlukla sınır dışı edilmiş, elçilik binası, hastaneler ve Habsburg monarşisinin okulları işgal edilmişti.

Alman İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu birinci dünya savaşından sağ kurtulamamıştır. (SE)

  1. Ocak 1924 tarihinde Avusturya yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile bir dostluk anlaşması akdetmiştir. DiplomatAugust Kral’ıngirişimiyle 1925 yılında İstanbul’da Avusturyalılar Derneği  kurulmuştur. 1925 yılında 160 üyesi bulunan kolonide dernek  „Türkiye’de yaşayan Avusturya vatandaşlarının vatan ve aidiyet duygusunu korumalarını sağlamak ve sosyal refahı ve sosyalliği desteklemek için“ kurulmuştur. Türkiye’deki sayısız zorluğa rağmen savaş sonrası Avusturya’sı için derneği kuranlar „bu topluluğun hilal ülkesinde bizi bu ülke ile birleştiren eski dostluk grubunun da güçlendirilmesini“ ümit etmiştir. Bu anlayışla mimar Clemens Holzmeister savaşlar arası dönemde sadece Ankara’daki Avusturya Büyükelçiliği’ni inşa etmekle kalmamış, aynı zamanda Türk Parlamento binası ile başkanlık sarayını ve birçok bakanlık binalarını da planlamıştır.

 

Atatürk’e hizmet eden Yahudi kökenli Avusturyalı Otto Gerngross.

 

İzleyen yıllarda Avusturyalılar Türkiye’ye ekonomik nedenlerden çok siyasi nedenlerle göç etmiştir. Sayısız Avusturyalı, aralarında ünlü Yahudi bilim insanları da olmak üzere Türkiye’ye göç etmiş olup, kendilerini 1934 sonrasında veya 1938 sonrasında Avusturya Faşizminden ve Nazi Almanyasından korumak için adeta kaçmışlardır. Avusturya ve Almanya’daki üniversitelerden siyasi veya ırkçılık sebebiyle atılan birçok ünlü bilim insanı Türk Milli Eğitim Bakanlığı’nın çağrısına uyarak İstanbul ve Ankara Üniversitelerinde ders vermeye başlamıştır. Hedef yeni bölümler, enstitüler ve klinikler de dâhil akademik eğitimde reformlar yapmaktı. Girişimi başlatan kişi Avusturyalı Philipp Schwartz olmuştur (1894-Budapeşte doğumlu), kendisi Türk Milli Eğitim Bakanıyla ilk görüşmeleri ve müzakereleri gerçekleştiren kişidir. Ülkeden göç eden doktorlar İstanbul’da Avusturya’nın eski tıbbi geleneğine bağlı kalarak, 1840’larda altı askeri doktor Viyana tipi Josephinum örneğine göre ilk tıp fakültesini kurmuşlardır. Aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentinde hastane konseptinde Avusturya örneğine göre reform yapmışlardır. Çoğu genç yaşta hayatını kaybetmiştir.

YABANCI İŞÇİLER VE DÖNER KEBAP

İkinci Dünya Savaşından sonra ekonomi çarkının yeniden dönmeye başlamasıyla Avusturya’da 50’li yılların sonunda işgücü eksikliği yoğun olarak hissedilmeye başlanmıştır. Uluslararası ve ikili anlaşmalarla ekonomideki taleplere bağlı olarak yeni işgücü elde edilmiştir. Avrupa Ekonomik  Topluluğu (EWG) ile Türkiye arasındaki Bağlılık Anlaşması (EWG) sonrasında Türkiye Avusturya ile bir İşçi Alımı Anlaşması, 1969 yılında da Sosyal Anlaşma imzalamıştır. 15 Mayıs 1964 tarihinde İstanbul’da Avusturya bir yabancı işçi alım ofisi kurmuştur. 1961 ve 1974 yılları arasında Avusturya’ya 265.000 yabancı işçi gelmiş olup, bunların çoğu Yugoslavya’dan, ancak %11,8’i Türkiye’den gelmiştir. Yabancı işçiler savaş sonrası dönemde ekonomi mucizesine önemli katkılar sağlamıştır. Birkaç sene Avusturya’da para kazandıktan ve sonra işçilerin vatanlarına geri dönmeleri üzerine kurulan rotatif işgücü konsepti başarılı olamamıştır, kısa vadeli çalışmaya gelen yabancı işçiler göçmen olup, yerleşmişlerdir. Erkek işçilerin yanında artık ülkeye kadınlar ve çocuklar da gelmeye başlamıştır, 1971 yılında göçmenlerin %39’u kadın, çocukların payı yaklaşık %15’i bulmuştur. 1974 yılında baş gösteren petrol kriziyle sınırsız işçi alma dönemi sona ermiştir, Yabancıları İstihdam Yasasıyla artık Avusturyalıların azalan iş imkânlarını korumaya çalışılmıştır. Gerçi bu sayede Türk işgücünün akımı frenlenebilmiştir, ancak buna karşılık kalan yabancı işçilerin oturma süreleri uzamıştır, artık bu kişiler de ailelerini yanlarına almaya başlamışlar ve bu sebeple de Avusturya eğitim ve mesleki eğitim sisteminde yabancı gençlerin uyum sorunu artmaya başlamıştır. Bu alanda daha iyi gelişmeler kaydedebilmek için gelecekte Türk gençlerin ilk ve ikinci kuşak yabancı işçiden çok daha iyi uyum sağlamaları ölçüt olacaktır. Alman ve Sırplardan sonra Türk uyruklular en fazla göç eden topluluktur. Bugün Avusturya’da yaklaşık 180.000 Türk yaşamakta olup, bunlardan bazıları hâlihazırda Avusturya vatandaşlığına da geçmiş bulunmaktadır. Ancak bazı tahminlere göre bu sayının çok daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır, Türk göçmenler ile ilgili doğum oranları da Avusturya halkının doğum oranına göre çok daha yüksektir, bu durum bile şu anda toplumsal, siyasi ve ekonomik düzeylerde büyük zorluklar meydana getirmektedir.

Yabancı işçiler için iyi karşılama kültürü (vga/ Wiener Verkehrsbetriebe)

Yabancı işçi akımı bugüne kadar Avusturya gastronomisini de çeşitlendirmiştir. Pizza, Yunan salatası, Ćevapčići ve Döner Kebap menülere girmiş, artık sosis büfeleri tek alternatif olmaktan çıkmış ve birçok seçeneğe yer açılmıştır. Üstelik Avusturyalılar yabancı işçilerin vatanlarını tatil destinasyonları olarak keşfetmişlerdir. Geçmiş yıllarda yaklaşık 500.000 turist Türk sahillerini ve ören yerlerini ziyaret etmiştir.  Ayrıca birçok Avusturya vatandaşı da Türkiye’nin güneyinde ve batısında bulunan kıyı şeritlerini ikinci konut veya emeklilik döneminin yerleşim yeri olarak seçmektedir.

EKONOMİ VE KÜLTÜR

1963 yılında İstanbul’da Avusturya Kültür Enstitüsü kurulmuştur, Türkiye’ye yönelik Avusturyalı dış kültür politikasının yüksek değerini işaret etmektedir.  Ve Yeniköy Sarayı’nın mekânları ve bahçeleri– Osmanlı padişahı II. Abdulhamid’in Kral Franz Joseph’e cömert bir hediyesi olup, bugüne kadar da Türk ve Avusturyalıların bir buluşma merkezi olmuştur. Türkiye düzeyinde yılda yüzden fazla etkinlik sayesinde Avusturya Kültür Forumu İstanbul her iki ülke arasındaki kültürel ve bilimsel iletişimleri korumakta, modern ve dünyaya açık bir Avusturya profili yansıtmaktadır.  Avusturya Kültür Forumu birçok Türk enstitüsü ve üniversitesi ile de işbirliği yapmaktadır. Samsun’da ve İstanbul St. Georg Lisesinde  ise Avusturya kütüphaneleri kurulmuştur. 2011 Yılından bu yana İstanbul’da Avusturyalı sanatçılar için bir  Artist-in-Residence (Devamlı Meskun Sanatçı) Programı bulunmaktadır. Tersi olsaydı o zaman bugün Avusturya kültür sahnesinde Türk kökenli bir etki olmadan bazı şeyler çok daha zayıf tezahür ederdi. Her alandan birçok Türk akademisyen ve kalifiye işçiler gibi sanatçılar da Avusturya’daki üniversitelerde ve diğer eğitim kurumlarında eğitim görmüşlerdir.

Yeniköy’de Avusturya Konsolosluğu ve Kültür Forumu (SE)

Türkiye ve Avusturya arasındaki ekonomik ilişkiler de çok önemlidir. 1980’li yıllarda Türk ekonomisinin bir piyasa ekonomisine dönüşmesiyle iki ülke arasındaki ticari ilişkiler de yoğunlaşmıştır.  Türkiye yalnızca büyük bir pazar olmakla kalmamış, ayrıca Avrupa ve Asya arasında bir köprü oluşturmuştur. Zor geçen AB Katılım Müzakerelerinde bu faktör küçümsenmeyecek kadar önemlidir.  Avusturya geçmiş yıllarda Türkiye’deki en güçlü doğrudan yatırımcılardan biri olmuştur. Avusturyalı ünlü şirketler örn. Verbund AGOMVÖsterreichische Post AGVoestalpine, Strabag, Andritz, Mayer-Melnhof, RHI, Mondi, Egger, Dunapack, Vienna Insurance Group veya Bank Austria gelişen Türkiye pazarında başarılı girişimlerde bulunmuşlardır.  Türk kökenli bir işletmecinin Avusturya merkezli şirketi olan DO & CO firması da dünya çapındaki bu başarıya iyi bir örnektir. Türkiye geçmiş yıllarda ekonomik olarak adeta Avusturya’nın kapılarında bir Çin gibi gelişme göstermiştir. Her iki cumhuriyet için de neredeyse toplam 3 Milyar Avro’luk dış ticaret hacmi ile ekonomik ilişkiler çok önemli hale gelmiş olup, Avusturya Ticaret Odası (WKO) Avusturyalı firmaların ekonomik faaliyetlerini İstanbul ve Ankara’daki Dış Ticaret Merkezleriyle güçlü şekilde desteklemektedir.

Yüzyıllar içerisinde Türkiye ile Avusturya arasındaki ilişkiler fırtınalı dönemler atlatmış olsa bile bunların üstesinden gelmiş ve her iki ülke birlikte hareket etmenin daima iyi sonuçlar getireceğine inanarak işbirliğini sürdürmüştür. Bu anlamda Verein Gemeinsam für Europa – Österreichisch-Türkische Zusammenarbeit (ÖTZ) (Avrupa-Avusturya-Türkiye İşbirliği ile Avrupa için Elele Derneği) de katkı sağlamak istemektedir.

 

AYRINTILAR İÇİN KAYNAKÇA:

Agstner: Die Türkei 1960. Politische Berichte von Botschafter Hartl an Außenminister Bruno Kreisky. Wien-Berlin 2011.

Agstner (I) / Samsinger (I, II, III): Österreich in Istanbul. Wien-Berlin 2010, 2016, 2017.

AtiganÖsterreichisch-Türkische Wirtschaftsbeziehungen. Klagenfurt 2006.

Ausstellungskatalog: Zeitreise in die Österreichisch-Türkische Vergangenheit. Wien 2006.

AusstellungskatalogDie Türken in Wien. Geschichte einer jüdischen Gemeinde. Wien 2010.

Bauer: Zwischen Halbmond und Doppeladler. 40 Jahre österreichische Verwaltung in Bosnien- Herzegowina. Wien-München 1971.

Brycha-VauthierÖsterreich in der Levante. Geschichte und Geschichten einer alten Freundschaft. Wien-München 1972.

BuchmannÖsterreich und das Osmanische Reich. Wien 1999.

DietrichDeutschsein in Istanbul – Nationalisierung und Orientierung in der deutschsprachigen Community von 1843 bis 1956. Opladen 1998.

FischerÖsterreich-Ungarns Kampf um das Heilige Land. Kaiserliche Palästinapolitik im Ersten Weltkrieg. Bern-Frankfurt a.M. u. a. 2004.

Oesterreichischer LloydOfficielles Reisehandbuch Constantinopel und Umgebung, Schwarzes Meer, Griechenland. Wien-Brünn-Leipzig 1902.

PetritschÖsterreich und die Türkei nach dem Ersten Weltkrieg. Zum Wandel der diplomatischen und kulturellen Beziehungen. MÖSTA Band 35, Wien 1982, 199-237.

Pomiankowski: Der Zusammenbruch des ottomanischen Reiches. Erinnerungen an die Türkei aus der Zeit des Weltkriegs. Zürich-Leipzig-Wien 1928.

SamsingerMorgenland und DoppeladlerEine Orientreise um 1900. Wien 2006, Neuauflage in Vorbereitung.

Samsinger: Eine Automobil-Reise durch Bosnien die Herzegovina und Dalmatien von Filius.

Wien 2012.

Samsinger / MayerFast wie Geschichten aus 1001 Nacht. Aus dem Leben der jüdischen Textilkaufleute Mayer in Europa und im Orient. Wien 2015.

SaxGeschichte des Machtverfalls der Türkei bis Ende des 19. Jahrhunderts und die Phasen der „orientalischen Frage“ bis auf die Gegenwart. Wien 1908.

StadlerVertriebene Vernunft. Emigration und Exil österreichischer Wissenschaft 1930-1940. Münster 2004.

SteinbachDie Türkei im 20.Jahrhundert. Schwieriger Partner Europas. Berg. Gladbach 1996.

Tomendal: Das türkische Gesicht Wiens. Auf den Spuren der Türken in Wien. Wien 2000.

VocelkaDas Osmanische Reich und die Habsburgermonarchie 1848-1918. In: Wandruszka / Urbanitsch,  Die Habsburger 1848 – 1918, Bd. 6/2, Wien 1993.

Hammer-Purgstall, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi. (Inlibris Wien)

Yazan: Elmar Samsinger (SE)

Durch die Nutzung dieser Webseite erklären Sie sich mit der Verwendung von Cookies einverstanden. Mehr Informationen

The cookie settings on this website are set to "allow cookies" to give you the best browsing experience possible. If you continue to use this website without changing your cookie settings or you click "Accept" below then you are consenting to this.

Close